Bitmek Bilmeyen Düşünceler

Valentine's day trans dıary-01-04“Bitmek Bilmeyen Düşünceler..”

27.08.2018

Son bir haftadır iyi hissetmiyorum. Aslında hiçbir zaman tamamen iyi hissetmem ama bayram tatiline girdik 9 gün boyunca ve mecburi durumlar hariç evden hiç çıkmadım. Genelde de evden pek fazla çıkmam zaten ama iş de olmayınca dikkat dağıtacak bir şey yoktu. Kendim ile yalnız kaldım ve bu bana iyi gelmedi. Her şeyi çok fazla düşünüp, ölçüp biçen bir insanım. Sürekli düşünürüm. Birisi ile konuşurken bile düşünürüm. Günün her saniyesi düşünürüm.  Boş verebilen, suyuna bırakabilen bir insan değilim. Mutlu olamamamın en büyük nedenlerinden biri de bu. Bu bayram tatili de daha fazla, gereğinden fazla düşünmeme neden oldu. Bu düşünmenin sonunda çok mutsuz ve demotive oldum. Gereksiz endişelere kapıldım. Belki de gereksiz değildir?

Mülteciler olarak 3. ülke olayı hep aklımızda. 3. ülkeye ne zaman gideceğim sorusunu aklımızdan bir türlü çıkaramıyoruz. Hayatımın tam anlamıyla başlaması 3. ülkeye gittikten sonra olur ancak. Aralarda yaşamaktan yoruldum artık. Ya ne bileyim en basit örnek olarak ne de olsa gideceğim ve ne de olsa yanımda götüremeyeceğim için evime istediğim gibi eşya alıp harcama yapamıyorum, dekore edemiyorum.

Bir yere tam olarak ait olmak orada kalıcı olmak istiyorum. Hayat planlarımı ona göre yapmak, gelecek adımlarımı ona göre atmak istiyorum. Hayatımdaki en büyük tutkum, hayalim oyunculuk benim. Bir an önce Amerika’ya ya da başka bir ülkeye gidip ona doğru adımlar atmak istiyorum. Bunları yapamamak, zamanın değerini ve kıymetini bilip de istediğim şekilde değerlendirememek çok koyuyor bana.

Tanıştığım yeni insanlar yaşımı sorduğunda veya tanıdığım insanlar ile yaş muhabbeti açıldığında “yaşın henüz çok genç” diyorlar bana ama gençliğini tam anlamıyla değerlendiremedikten sonra gençlik nedir ki? Bu hayatta en çok korktuğum, ödümü patlatan şey gençliğimin heba olması. Doğru zamanda doğru yerde olamadığım için yıllarımın akıp gitmesi. O yüzden Türkiye’de 4-5 yıl ya da daha fazla kalma fikri beni mahvediyor. Kafayı yememe neden oluyor ve bu şekilde giderse biliyorum öyle olacak. İnsanlar artık 3. ülkelere çok nadir yerleştiriliyorlar. Türkiye’de mülteci olup da, 5-6 yıl kalan insanlar ile tanıştım ve onlardan biri olabilme ihtimali bile beni çıldırtmaya yetiyor. Yurt dışına gidebilmek için UNHCR’ın yerleştirmesini beklemektense başka yollara başvuran birkaç kişi ile tanıştım. En yakın zamanda o yolları araştırıp hepsine başvuracağım. Böyle bir kenarda oturup birilerinin insafını bekleyerek olmayacak bu iş onu anladım.

Hayatım ile ilgili bu kadar gevezelik yeter, siz de sıkılmışsınızdır. Gelelim asıl konumuza, geçiş sürecine. Bugün genetik bölümünü arayıp sonuçlarımın çıkıp çıkmadığını sordum. Sonuçlarım çıkmış. YAY! Çok şükür bir buçuk ay sonra çıktı, bazı vakalar gibi çıkması 5-6 ay falan sürmedi. Ondan sonra psikiyatristimi aradım yeni bir randevu için o da 1 gün sonrasına yani 29 Ağustos 2018 tarihine randevu verdi. Belli bir saat belirtmedi sadece öğleden önce gelmemi çünkü öğleden sonra izinli olacağını söyledi. Şimdilik bu kadar. Randevumdan sonra görüşmek üzere.

“3. Psikiyatrik Görüşmem”

10.09.2018

29 Ağustos tarihli randevuma gittim. Psikiyatristim ve stajyeri ile olan görüşmem zorlasan 5 dakika bile sürmedi. Çok rutin bir görüşmeydi. “Nasılsın? Hayat nasıl gidiyor?” gibi sorular sordu. Soruları cevapladıktan ve bilgisayarda genetik sonuçlarıma baktıktan sonra tam bir ay sonra görüşelim dedi doktor hanım. O görüşmeden sonra Psikiyatri bölüm başkanı ile konuşacağını ve yüksek ihtimalle ondan sonra da kurul tarihimin belli olacağını söyledi. 28 Eylül saat 15.00’te tekrar randevum var. Umarım doktorun dediği gibi olur ve o görüşmeden sonra kurul karşısına çıkarım.

“Roaccutane Tedavimin Sonu”

Daha önce de bahsettiğim gibi Roaccutane tedavimi bitirdikten sonra hemen lazere başlarım diye planlıyordum ama o plan suya düştü. 29 Ağustos’taki randevumda bekleme salonunda doktorun beni çağırmasını beklerken Dermatoloji doktorumun bana verdiği Roaccutane ile ilgili kitapçığı okudum. Orada Roaccutane tedavisinden sonra 6 ay boyunca herhangi bir epilasyon yönteminin vücuda uygulanamayacağı yazıyordu. Onu okuduktan sonra tabi benim gemiler battı.

Roaccutane zaten altı ay sürüyor ve bu süre çoğu vakada olduğu gibi uzayabilir ve biliyorum benim uzayacaktı. 6 ay-1 yıl Roaccutane tedavisi gördükten sonra bir 6 ay da lazer için beklemek saçma olacaktı. Geçiş sürecimde baya ertelenmiş olurdu. O yüzden ben de planımda küçük bir değişiklik yaptım. Ne kadar Roaccutane’a başladığım için üzülsem de olan ile ölmüşe çare yok. Önce lazere sonra tekrar Roaccutane’a başlarım diye düşündüm. Bir arkadaşımın önerdiği lazer salonunu arayıp sordum hemen lazere başlayabilir miyim diye ama en az 2 haftanın geçmesi gerektiğini söylediler. Bugün Roaccutane’ı bırakmamın 10. günü. Son 4 günüm var yani 2 hafta olması için.

Eve çıkma durumum da var şu an, eve çıkarsam lazere başlayamam bu ay, en azından tüm vücut yaptıramam. Belki sadece sakal bölgesi için giderim. Eskişehir’de doğru düzgün lazerci yok, en azından benim bildiğim ve tanıdığım birileri tarafından test edilmiş bir yer. O yüzden arkadaşımın önerdiği, Ankara’daki lazerciye gideceğim bu da ekstra maliyetli olacağı anlamına geliyor ama yapacak bir şey yok. Kıllardan kurtulmak için değer. Lazere başladıktan 2-3 seans sonra eğer sonuç aldığımı görürsem hormona başlarım diye düşünüyorum. Böylelikle hem bir yandan kıllar dökülüyor olacak hem de hormon etkisini gösteriyor olacak yavaş yavaş.

Bir ay da dişimi sıkıp peruğumu almam lazım. İngiltereli bir peruk markasını takip ediyorum birkaç aydır. Peruklarını çok beğeniyorum. Orada özellikle çok beğendiğim uzun dalgalı bir peruk var, koyu siyah renkli, koyu siyah renkli saça bayılırım. Sanırım onu alacağım. Peruğu da aldıktan sonra geçiş sürecine başlamam için herhangi bir engel kalmayacak herhalde. Hadi bakalım.

“Ah Bu Barınma Sorunu!”

Şimdiki evim çok güzel. Yaklaşık 5 ay önce bir kız arkadaşım ile beraber çıktık. Temiz ve güzel bir bina. Daire de çok güzel. Eşyaları da yeni. Tek sorunu internetinin olmaması. Binada kutu eksiği olduğu için yeni internet çekilemiyor. En sonunda evi boşaltma kararı aldık. Ev arkadaşım yaklaşık 1 ay önce yeni bir ev bulup taşındı. Ama ben bir türlü bulamadım. Onun tanıdığı bir tane emlakçı vardı onu aradı ve kadın hemen bir ev buldu ona. Aynı kişiyi ben de tanıyorum, bana da aramasını söyledik ama bir türlü uygun bir şeyler çıkmadı.

İki tane çok iyi, konum ve özellik olarak tam istediğim gibi olan ev buldum ama ikisini de emlakçılar ile görüştükten sonra kaçırdım. İlki yabancı olmamı bahane etti ama asıl nedeninin o olmadığından adım gibi eminim. İkinci emlakçı zaten bayağı transfobik biriydi, bakışlarından anlamıştım. İş arkadaşı evi gezdirdikten sonra ev sahibi ile konuşup geri dönüş sağlayacaklarını söyledi ama daha emlakçıdan çıkarken bile aramayacaklarını adım gibi biliyordum.

A, bulduğum başka bir evi unuttum! O da işyerime biraz uzaktı ama ev inanılmaz güzeldi. O yüzden tutmak istemiştim. Bu ev, sahibindendi, kadındı. Emlak sitesinde numarası olan kişi çok tatlıydı o yüzden bu eve biraz da olsa umutla gitmiştim. Kapıyı kadın kocası ile beraber açtı, gayet hoşgörülü modern insanlardı. Hiç pis bakış falan atmadılar, gayet kibar davrandılar. Kadın evin abisinin olduğunu ve onun için ilgilendiğini söyledi. Ne kadar doğru bilmiyorum. Evi tutmak istediğimi söyledim. O da birkaç kişiye daha gezdirmek için söz verdiğini söyledi. Ona göre geri dönüş yaparım dedi. Nedense onun da geri dönüş yapmayacağını hissetmiştim. Kadın birkaç saat sonra Whatsapp üzerinden negatif geri dönüş yaptı. Bayağı kibar ve düşünceli bir şekilde. Evi tutamadığım için üzüldüm ama hayal kırıklığına uğramadım. Tahmin etmiştim ne de olsa.

Görüyorsunuz, işinizin gücünüzün olması, okuyup görmüş olmanız, ideal kiracılar olmanız eğer lubunya iseniz bu lanet toplum için yeterli olmuyor. Hepsinin canı cehenneme! Alsınlar evlerini bir yerlerine soksunlar. Birçok kişinin önerdiği gibi “erkeksi” kılıkta emlakçıya gitmeyi reddediyorum. Açık kimliğim ile elbette eninde sonunda bir ev bulurum. Şu an en azından başımın üstünde bir çatı var, acele etmeyip açık kimliğim ile bir ev bulmak en mantıklısı. Bulanlar var. Ev arkadaşım buldu mesela. Ne kadar internete bağımlı bir insan olarak internetsizlik bana koysa da, ne kadar eskisi gibi yapmaktan en çok zevk aldığım şeyi, dizi film izlemeyi yapamasam da sabredip açık kimliğim ile bir ev bulacağım. Hayat zaten bizim için yeterince zor değilmiş gibi bir de bu barınma sorunu ile uğraşmak zorundayız ya… E be gökteki adam ben daha sana ne diyeyim!

“Verin Artık Şu Lanet Hormonları!”

30.08.18

28 Eylül tarihli Psikiyatri randevumdan bahsetmek istiyorum sizlere. Sekreterlikte giriş yaptırırken sigortamın gözükmediğini söyledi sekreter. Daha önce başıma gelmişti bu olay. Hacettepe’de mi değil mi hatırlamıyorum. Telefonla ofisten birilerini arayıp İl Göç ile iletişime geçip sorunu halletmelerini rica ettim. İl Göç’e bir türlü ulaşamadılar. Yarım saat sonra falan da ulaştığında sistemde sıkıntı olduğunu söylemişlerdi.  Ben de mecbur ücretli girecektim randevuma. Neyse ki ona gerek kalmadı. Bana bakan doktor artık poliklinik hastalarına bakmıyormuş. Yatalak hastalara mı bakıyormuş, başka bir şey mi yapıyormuş tam anlamadım ama kısacası sürekli olarak odasında bulunmuyormuş. O yüzden sekreter de parayı boşu boşuna vezneye yatırmadan önce doktor hanıma seni alabilecek miymiş diye bir sor dedi. Şansıma ben sekreter ile konuşurken doktor geldi. Durumu anlattım o da kısa bir görüşme olacağı için ücreti yatırmama gerek olmadığını söyledi ve sekreterden girişimi iptal etmesini rica etti. Doktor hanım ile her zamanki odada değil de başka müsait bir odada görüştük. Sanırım eski odasını başka bir doktora vermişlerdi. Görüşme dediğime bakmayın, yine ayaküstü bir hal hatır konuşmasıydı sanki. Roaccutane’ı bırakmamdan ve lazere başlamamdan bahsettik biraz.

Bu görüşmeden sonra kurul karşısına çıkmak için hazırlamıştım kendimi. En son görüşmemizde doktor öyle demişti ama bu sefer başka bir şey demeye çalıştı. “Birkaç görüşme sonra..” gibi bir cümle kurmaya çalıştı, ben de ama son görüşmemizde öyle dememiştiniz dedim. Tamamen farklı bir şey için hazırlamıştım ben kendimi. Hormona çok yaklaştığımı düşünmüştüm ama Psikiyatri bölüm başkanının kongresi mi varmış nesi varmış 28 Ekim’e kadar burada olmayacak dedi. Bu yüzden bölüm başkanı ile olan 3 tane daha randevuyu iptal ettiklerini söyledi. Doktor bey döndükten sonra randevun için sana haber veririm dedi. Haberini bekleyelim bakalım. Ya bu kadar eziyete ve başka şehre gidip de bu kadar kısa ve rutin bir görüşme yapmak çok sinir bozucu. Böyle görüşmeleri her türlü telefon yoluyla da yapabilirler. Maddi durumu çok daha kötü olan trans bireyler için ne kadar zor olduğunu tahmin bile edemiyorum. Gerçekten de caydırıcı bir sistem.

Neyse, bu seyahat kötü bir hastane deneyimi ile kalmadı. İlk lazer randevuma gittim ve sonrasında aynı güne bilet bulamadığım için orada kalmak zorunda kaldım. Ankara ofisimizden avukat arkadaşın evinde kaldım. Akşam saat 10 gibi ortak iki arkadaşımız geldi ve gece onlar da kaldılar. Çok güzel bir kızlar gecesi yaptık. Mısır patlatıp getirdikleri çikolatayı ve mekik tatlısını yedik. Her Ne kadar içimizden biri midesini bozup arka arkaya kusmuşsa da çok güzel bir geceydi. Ertesi gün kızların öve öve bitiremediği künefeciye gittik. Evde çok güzel ve enfes bir kahvaltı yaptıktan sonra. Sonra da kızların yine çok övdüğü bir kahveciye gidip kahve içtik. Tabi ben smoothie içtim çünkü kahveden nefret ederim. Çok tatlı bir mekândı. İçeceğimi yarıladıktan sonra kızlarla vedalaşıp yola koyuldum. Böyle arkadaşlarım olduğu için kendimi çok şanslı hissediyorum. Her Ankara’ya gittiğimde orayı çok daha eğlenceli ve daha az yorucu kılıyorlar. Hepsini çok seviyorum.

Gelelim ilk lazer randevuma. Resmen lazere başlamış bulunmaktayım, yayyy! Yeni eve çıktığım için maddi olarak sıkışık bir dönemden geçmekteyim. Ev eşyasız ve abonelikleri kapalıydı. Tahmin edersiniz ki bu insana çok pahalıya patlıyor. O yüzden de tüm vücut değil de sadece yüz bölgesi yaptırdım.  Tahmin ettiğimden daha acılıydı. Ağdadan sonra hayatımda tattığım en büyük acı. 5 dakika falan sürüyor ama acıdan birkaç kere ara veriyorsunuz. Bu sizi korkutmasın. Lazerden yani kıllardan ebedi kurtuluştan bahsediyoruz, o acıya değer bence. Lazeri uygulayan uzman gayet vaat verici konuştu. Umarım dediği kadar güzel sonuç alabilirim. Bekleyip göreceğim. 9 Ekim’de kontrol seansım var. 22 Ekim’de de bir sonraki seansım. Ankara’ya çok daha sık gitmeye başlayacağım yani!

Bugün seanstan sonraki 3. günüm. Seanstan hemen sonra olan kızarıklık dışında fark ettiğim tek şey kılların daha yavaş uzadığı. Şimdiye kadar herhangi bir dökülme görmedim. Şimdiye kadar tıraş da olmadım, normalde her gün olurum işe gittiğim için.  Hafta sonuna denk geldiği için yüzümü biraz dinlendirmek istedim. “Lazer yaptırdıysan zaten tıraş olamazsın ki” diye düşünebilir bazılarınız ama uzmanım tam tersini söyledi bana. Buna hem çok şaşırdım hem de çok sevindim çünkü ben de seanslar arası tıraş olunamaz diye biliyordum. Yarın sabah ilk kez tıraş olacağım. 8 Ekim’e kadar ne olacak çok merak ediyorum. Kıllardan temelli bir şekilde kurtulmak bir trans kadın olarak en büyük arzularımdan biri. Düşünebiliyor musunuz? Kılsız ve tıraşsız bir hayat, ben düşünemiyorum. Haha. O yüzden ne kadar acı verici olsa da bir sonraki seanslarımı dört gözle bekliyorum. Şimdilik bu kadar, bir sonraki girdide görüşmek üzere..