“Psikiyatri Randevum”
Psikiyatri randevuma gitmek için çok heyecanlıydım çünkü o noktaya kadar attığım en önemli adım olacaktı. Yine bir önceki gibi biletimi 06.20’ye aldım. Bir buçuk saat sonra Ankara’daydım. Randevuma daha vardı o yüzden Gar’daki Carribou Cafe’de oturup bir kahve içip, daha Eskişehir’deyken aldığım simidi yedim. Sonra taksi ile hastaneye gittim. Bu sefer taksi 13 TL yerine 15 TL tuttu. Ama bu sefer çok fena bir trafik vardı. Hastaneye vardıktan sonra, Psikiyatri sekreterliğine gidip bana daha önceden Endokrinoloji bölümü tarafından verilen Psikiyatri sevk kâğıdını gösterdim. O kâğıda daha önceden Psikiyatri bölümüne randevu almak için gittiğimde randevumun tarihi ve saati sekreter tarafından yazılmıştı. Doktorun yanına girmek için tam 1 saat 45 dakika bekledim. Nedense o gün -belki de her gün-hastalar doktorların yanına çok geç alınıyordu. Diğer hastalar da çok rahatsız oldu bu durumdan, sesler birkaç kez yükseldi hatta. Neyse, uzun bekleyişin sonunda doktor hanım gelip adımı çağırdı ve beraber odasına gittik. İlk önce tabi ki de uzun bekleyişten dolayı ne kadar rahatsız olduğumu dile getirdim. O da çok kibar bir şekilde, Psikiyatri bölümü olduğu için görüşmelerin sürmeleri gerektiğinden daha uzun sürebildiğini belirtip özür diledi. Ondan sonra, hastaları çağırırken güvenliğin, hastaları bey ya da hanım diye çağırmasından rahatsız olduğumu, bey ve hanım yerine soyisim kullanmasının çok daha doğru olacağını söyledim. Benim ismimi güvenlikçi değil, doktor hanım kendisi çağırdı ve isim soyisim kullandı. Bundan çok memnun oldum çünkü beni “bey” olarak çağrılmaktan daha çok rahatsız eden bir şey yoktur. Doktor hanım ondan sonra hangi ismi kullandığımı sordu, ismimi söyledim. Onu, bilgilerimin olduğu bir kâğıda doğum ismimin yanına not aldı. Sonra Türkiye’ye geldiğimden beri istisnasız tanıştığım ve yabancı olduğumu açıkladığım herkes gibi “Türkçeyi ne kadar güzel konuşuyorsun” yorumunu yapıp nasıl öğrendiğimi sordu. Bende klasik ve nedense herkesi şok eden “televizyondan” cevabımı verdim. Neyse, biraz kendimden bahsetmemi istedi, neler yaptığımı falan. Bende öyle yaptım. Sonra trans kimliğimi ne zaman fark ettiğimi sordu. “Kadınlık senin için nedir” diye bir soru sordu görüşme esnasında ve bu soru insanı gerçekten gafil avlayabiliyor. Çünkü bu sorunun standart veya ne biliyim doğru sayılabilecek net bir cevabı yok. Bu soru biyolojik olarak kadın doğan biri için de zor olabilir. Kadınlık ya da erkeklik her birey için farklı anlamlar taşıyan bir şey. Ya da hiç anlam taşımayacak bir şey. Ne biliyim “sadece kadınım işte ya da erkeğim işte” de diyebilir insan. Ben tam olarak ne cevabı verdiğimi hatırlamıyorum ama cevabımı beğendiğini düşünüyorum. Doktor hanım Endokrinoloji bölümünde de olduğu gibi bir sürü soru sordu. Hepsini akılda tutmak mümkün değil. Hatırladığım sorulardan birisi de şuydu: “Sence trans bireyler için ameliyat şart mıdır?” Doktor hanım sormak istediği soruları sorduktan sonra geçiş süreci ile ilgili kısa bir bilgilendirme yaptı. İşte Psikiyatri sürecinin standart 2 ay ile 6 ay arasından olduğunu, bu sürecin kısalıp uzayabileceği falan. Ondan sonra çocuk genetiğe telefon ile randevu almamı ve randevuyu aldığım takdirde, O’na sabit hattını arayarak bildirmemi söyledi. Öylelikle bana aynı güne randevu ayarlamaya çalışacağını söyledi. Böylece görüşmemiz sona erdi. Görüştüğüm doktora denk geldiğim için mutluyum. Çok sıcakkanlı biriydi ve kendimi rahat hissetmemi sağladı. Görüşmemiz esnasında bana sorduğu tüm soruları çekinmeden cevapladım. Bence bu çok önemli bir şey.
“Genetik Randevum”
Psikiyatri randevumdan Eskişehir’e döndükten sonra, Genetik bölümünün sabit hattını arayarak 3 Temmuz’a randevu aldım. Ardından hemen doktorumu arayıp bilgilendirdim. Ne yazık ki izine çıktığını ve 16 Temmuz’a kadar hastanede olmayacağını söyledi. Genetik randevumu iptal etmemi ve 16’sında gidip hem Genetik testimi hem kendisiyle randevumu aynı günde halletmemi öylelikle gel git yapmayacağımı söyledi. Ama ben iptal ettirmek istemedim çünkü Genetiğin sonuçları en az 1 buçuk ay sonra falan çıkıyormuş o yüzden bir an önce gideyim ve halledeyim dedim. Ama ne yazık ki yine gidemedim çünkü yol izni almayı yine son ana bıraktım ve alamadım. Yanlış anlamayın, alamamamın nedeni vermemeleri ya da geçen seferki gibi öğleden sonra aklıma gelmesi değil, izin için dilekçe verdikten sonra, saat 4’te gidip almayı unutmamdı. Kendime nasıl sinir oldum size anlatamam. Son zamanlarda hafızam inanılmaz kötüleşti. Hemen hemen her şeyi unutuyorum. İnanılmaz sinir bozucu bir durum. Mülteci olmayı sevmediğim nedenlerden biri de yol izini, neden yol izini almak zorundayız ki? Keyfi bir şey için olsa neyse ama hastaneye gidiyorum hastaneye! Kanıtlayacak bir sürü belgem vardı ama yine de gidemedim. Hızlı tren biletimi açığa çevirdim. Yine saat 06.20’ye almıştım biletimi. Randevum 3 Temmuz saat 10’daydı. 3 Temmuz’da hastaneyi geri aradım. Aynı gün öğleden sonraya randevumu erteleyebilmelerinin mümkün olup olmadığını sordum. Mümkün olmadığını, en erken tarih 9 Temmuz’a verebileceklerini söylediler. Bende tamam dedim. 9 Temmuz’da randevuma gittim. İşlemin tamamı yarım saat falan sürdü. İlk önce sekreterliğe gidip girişimi yaptırdım, birkaç dakika bekledikten sonra doktor gelip ismimle beni çağırdı ve odasına gittik. Birkaç soru sordu ve onlarda bu şekildeydi:
-Bildiğin bir hastalığın var mı?
-Devamlı kullandığın bir ilaç var mı?
-Anne tarafın kaç kardeş?
-Baba tarafın kaç kardeş?
-Annen ile baban arasında akrabalık var mıydı?
Ondan sonra testin 132 TL’lik bir ücretinin olduğunu ve o gün yaptırmak istiyorsam vezneye gidip ücreti ödemem gerektiğini söyledi. Parayı vezneye yatırdım ve sonra tekrar genetik bölümüne gidip kan verdim. Sonuçların 1 buçuk ile 2 ay arasında çıktığını, 1 buçuk ay geçtikten sonra hastaneyi aradığımda sonuçlarım çıkmış ise, herhangi bir gün öğleden sonra gidip sonuçlarımı alabileceğimi söyledi kanımı alan hemşire.
“2. Psikiyatri Randevum”
17 Temmuz’da Psikiyatri bölümünde olan randevuma gittim. Tren biletimi bu sefer, 12.35’e almıştım. Normalde 14.05 gibi falan orada olmam gerekiyorken, tam 1 saat 15 dakika geç indim. Neden mi? Trenimiz arıza yaptı da ondan. Gardan direk hastaneye geçtim, ama hastaneye vardığımda saat 4’e geliyordu. Hacettepe’nin saat 16.00’da kapandığını düşünmüştüm ama neyse ki 5’te kapanıyormuş. Saat 5 olduğunda hala bekliyordum. 17.30 gibi falan aldı içeriye beni doktor hanım. Bilmeyenler için belirteyim, ben de bilmiyordum çünkü. Eğer hastanede sıra aldıysanız, ya da önceden o güne randevu verildiyse size, doktorlar size bakmadan çıkmıyorlar. Hastane kapanmış ve saat kaç olursa olsun. Beni bu sefer Psikiyatri bölümünde uzman doktor ve bölüm başkanı ile görüştürmeyi planladığını, yalnız hocanın ne yazık ki çıktığını söyledi. Eğer yarın tekrar gelebilirsem, hem hoca ile görüşebileceğimi hem de trans bireylerin doldurması gereken formu doldurtacağını söyledi. Bende tamam yarın tekrar gelebilirim dedim. Geceyi yine daha önceden bahsettiğim arkadaşımın evinde geçirdim. O olmasaydı ne yapardım bilmiyorum. Ertesi gün saat 3’te tekrar hastaneye gittim. Doktor hanım bana önce doldurmam gereken formları verdi. Toplam da 3 ya da 4 form vardı. Bunlardan birinin adı İzleme Formu’ydu. Bu formda sizden hakkınızda bazı temel bilgileri doldurmanız isteniyor. Ad-soyad, cinsiyet kimliği ve karşı cins ismi (varsa) vb. Diğer bir formda da, son iki haftayı göz önünde bulundurarak, kendiniz, hayatınız ve hayat kaliteniz ile ilgili bazı anket sorularını cevaplamanızı istiyorlar. Ankette birçok soru vardı. Hepsini hatırlamam mümkün değil ama genel olarak psikolojik ve sosyal durumunuz ele alınıyor. Son iki haftadır ihtiyacınız olan desteği alıp almadığınız, dış görünüşünüzden ne denli memnun olduğunuz gibi anket soruları yer alıyor. Daha anketi tam bitirmeden doktor hanım geldi ve şimdi hoca ile görüşebileceğimizi söyledi. Bana eşlik etti ve hocanın odasına gittik. Doktor hanım kendisi de görüşmede mevcuttu. Hoca yine bir sürü soru sordu ve bazı konularda fikirlerimi belirtmemi istedi. Benim anladığım kadarıyla, o hoca, geçiş sürecine ne denli hazır olduğunuzu, geçiş sürecinin zorlukları ile yüzleşmeye ne kadar hazır olduğunuzu ve traslığınızdan ne kadar emin olduğunuzu ölçüyor. Görüşmemizin sonunda, Genetik sonuçlarımı bekleyeceğimizi ve sonuçlar çıktıktan sonra Endokrinoloji ve Psikiyatri bölümünün onayı ile kurul karşısına çıkacağımı söyledi.
“Roaccutane Tedavim”
Görüşmemizde, yakın zamanda Roaccutane tedavisine başlamayı planladığımı söyledim. O yüzden doktor hanım da tam bir ay sonraki seansımızda Roaccutane hakkında konuşmaya ağırlık vereceğimizi söyledi. Onlara Roaccutane’a birkaç gün içerisinde başlayacağımı söyledim ama maddi nedenler yüzünden başlayamadım. Roaccutane’a 2 Ağustos’ta yani hoca ve doktor hanım ile görüşmemden 14 gün sonra başlayabildim. Henüz etkilerini tam göstermiş değil. Ve bu yüzden 17’sindeki seansımıza gitmedim. Roaccutane çok ağır bir ilaç, görünüşünüzü tamamen mahveden bir ilaç. Yüzünüzde, dudağınızda, vücudunuzda kabuklanmaya, sivilcelerin ve lekelerin ciddi bir şekilde artmasına (belli bir süreliğine), bel ağrısına ve burun kanamasına yol açan bir sivilce tedavisi. En kötü yanı ise, bahsettiğim yan etkilerinden dolayı, tedaviniz süresince makyaj yapamıyorsunuz ve makyajın bir trans kadın için olan hayati önemini biliyoruz. O yüzden, sanırım Roaccutane tedavim bitene kadar geçiş sürecim ertelenmiş durumda. Bu durum beni ne kadar üzüyor olsa da, Roaccutane en etkili ve en kalıcı sivilce tedavisi. Aşırı sivilcelenme (yüzümde ve vücudumda), sivilce lekesi ve yağlanmam var. Genetik olarak ailemde yaygın bir şeydi. Bu benim geçiş sürecinde işimin çok daha zor olmasına neden olacaktı. Vücudumdaki sivilcelenme nedeni ile dekolte giyemeyecektim en basiti ve dekolteyi çok seviyorum. Sabretmesi zor olacak bir 6 ay olacak (en az) ama değeceğini düşünüyorum. Geçiş sürecimde doğru adımları atmak istiyorum ve bence bu doğru bir adım oldu. Bu arada Roaccutane ve hormon ilaçlarını aynı zamanda alamazsınız diye bir şey yok, bu sadece benim tercih etmediğim bir yol.
